Etrafımızda olup, biten hiçbir şeyden (müspet ya da menfi) kendimizi müstağni sayamayız.
Bu kültürel bir olaydan, ekonomik, siyasi, askeri veya ahlaki bir gelişme ya da gerileme de içinde olmak kaydıyla.
Nasıl olmasın değil mi?
Etrafımızda ki tabiat dan istifade eder, onunla kendimizi tarif eder, onun suyundan, rüzgarından, meyvesinden, serinlik ya da sıcaklığından etklilenmez miyiz?
Onun huyundan, suyundan içmez ya da yüzmez miyiz?
Etrafımızda bir yangın olsa sıcaklığından etkilenmesek bile dumanından rahatsız olmaz mıyız?
Komşusu açken kendisi tok olan bizden değildir diye, komşusuna iyilik, ihsan ve gözetmeyi emreden hatta ve hatta biz az kalsın komşunun komşuya varis olacağını düşündük diyen bir ebedi ve edebi bir öğretiden komşusunu tanımayan bırakın selam vermeyi onun kötülüğünü isteyen, komşuda yangın varken o alevlerden yemek ya da çayını yapan bir topluluk olduk maalesef.
Ya da bütün bu olumsuzluklar ortasında kendisine hiçbir görev düşmediğine inanan, zerre kadar olsa mesul görmeyen har vurup harman savuran bir çoğunluk.
Neyi sorsan bilen, her meselede yorulmadan yorum yapma cüretini kendinde gören, istediği zaman herkesi ve her şeyi suçlayan, yargılayan ve mahkum eden, dinlemeden ve dinlenmeden konuşan,elin bir yumruğunu yemediği için her önüne geleni devire bileceğine inanan, iman etmeden amel eden, üretmediği ve üretemediği için onun bunun bayiliğini yapmakla gurur duyan(kendisi olmadığı için hep başkalarının adamı olan),adam olmadığı için adamlığa özenenler cennetinde, mesuliyet ve mensubiyet sahibi olmak cehennemde yaşamak kadar zordur.
Evet bizler yani sizler yani hepimiz kendi kendimizi, etrafımızda olan biten gerileme ve gelişmelerden bigâne sayamayız.
Bir baksanıza etrafımız bir ateş çemberi, alevler arşı alaya kadar yükselmekte, feryatlar dağları ve taşları titretmekte, aileler paramparça, faiz almış başını gidiyor, anne kızına hükmedemiyor, çocuk babasını tanımıyor, insanlar bilgi yerine kehanetlerin oyuncağı, ahlak ve edep ayaklar altında iken ya bizler bu kötülüğün pazarı ya müşterisi ya da bayiliğini yapmaktayız.
Ne zaman ki biz bize gelmeyene kadar bu an için uzakta görünen bu acı ve elemler hiç istemesek de bir gün kapımızı da çalacak gibi.
Ne olur bir an önce kendimize gelmeli ve yeniden toparlanmalıyız.
Rabbim aziz Ülkemizi ve necip Milletimizi her türlü fenalıktan, kötülükten ve kötülerin şerrinden muhafaza eylesin.











Elleriniz dert görmesin ağzına yüreğine sağlık Yusuf bey sizi takip ediyorum.Bütün yazılarınızı okuyorum keşke herkes sizin kadar dürüst ve gerçekçi olsa
Ne yazıl ki öyle bir devirde yaşıyoruz ki biz bile kendimiz olmaktan kaçıyoruz değil ki bu devire suç atmak bu dünyayı bu hale getiren biz İnsanlar.herkes kendini sanal kahraman ilan etmiş birkaç birşey yazınca içleri rahat bir şekilde yastığa kafalarını koya biliyorlar. Çok uzun zamandır sizlerin yazılarınız okuyorum gerçekten söylediklerinizde o kadar haklısınız ki keşke herkes sizin gibi düşünse Yusuf abi inşallah bir gün sizlerle bir yerlerde karşılaşır Sohbet etmek şerefine nail olurum Saygılar Yusuf Abi
Elleriniz dert görmesin inşallah Yusuf bey her yazınızı. Sabırsızlıkla bekliyorum ve çok doğru sözleriniz
Sevgili hocam,son yazınızı büyük bir ilgiyle okudum ve içtenlikle teşekkür etmek istiyorum.Güncel sorunlar üzerine yaptığınız derin analizler ve samimi fikirler, bu karmaşık dönemde hepimizin hissettiklerini ve düşündüklerini yansıtıyor.Yazınızda ele aldığınız konular, günümüzün toplumsal ve çevresel meseleleriyle ilgili duyduğumuz kaygıları çok iyi bir şekilde ifade ediyor. Özellikle kötülüğe ortak olma , benim de üzerinde düşündüğüm bir mesele. Yalnızca sorunları dile getirmekle kalmıyor, aynı zamanda çözüm önerileriyle de bizi düşündürüyor ve harekete geçmeye teşvik ediyorsunuz.Düşenceli bir toplum olma yolundaki yazılarınıza olan hayranlığımı bir kat daha artırıyor.Ayrıca, yazınızdaki üslup ve samimiyet, konuları ciddi bir şekilde ele alırken bile okuyucuyla bir bağ kuruyor. Bu sayede kendimizi yalnız hissetmiyoruz; hem ruhsal olarak destek buluyor hem de sorunlarımızı birlikte sahiplenerek tartışma fırsatı buluyoruz.Gelecek yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.
Değerli ağabeyim o kadar haklısınız ki sizi sürekli buralarda görmek istiyoruz bizi yine aydınlattığınız kendi adıma teşekkür ederim
Efendim efendim efendim... Çok teşekkür ederim kendi şahsım adına her defasında farklı bir konu farklı sözcükler kullansanızda hep doğruluğu, hakkı ve de iyiliği savunup bize hatırlattığınız için çok teşekkür ederim...
Abim bu millet hep böyle ateş çemberini söndürmek yerine körükleyen davranışlarda bulunuyor sonra vay efendim ateş bizi terletti bizi harap etti zannedersin ateş uzaydan gelmiş. Bizler içimizdeki bu cahillik ateşini söndürmeden aramızdaki sorunları çözmeden diğer ateşlere geçemeyiz.