Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesindeki özel bir hastanede sezaryenle doğum yapan 25 yaşındaki Edanur Yaman fenalaştıktan sonra Harran Üniversitesi Hastanesine sevk edilmiş ancak kurtarılamayarak hayatını kaybetmişti. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr.M.Z.D. soruşturma kapsamında tutuklanmış, hekimlerin tepkileri ve Mahkemeye yapılan itirazlar sonrasında tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.
Şanlıurfa Tabip Odası bu konuya ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Çok sayıda hekimin destek verdiği basın açıklaması Oda Başkanı Op. Dr. Baran Yüksekyayla tarafından okundu.
HUKUK GÜVENLİĞİ İLKESİ ZEDELENİYOR
Dr.M.Z.D.'nın tutuklanmasına ilişkin sürecin hukuki olmadığına vurgu yapılan açıklamada, istenmeyen sonuçların sağlık sisteminin yapısal sorunlarından kaynaklandığına vurgu yapıldı ve şöyle denildi:
''Yaşanan olayın tüm yönleriyle, bilimsel veriler ışığında ve hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde aydınlatılması en büyük temennimizdir. Ancak adaletin sağlanabilmesi kadar, adaletin hukuka uygun usullerle işletilmesi de hukuk devletinin vazgeçilmez gereğidir.3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 18. maddesi uyarınca; kamu veya özel sağlık kurumlarında görev yapan hekimler ve diğer sağlık meslek mensuplarının, sağlık mesleğinin icrası kapsamında gerçekleştirdikleri muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle ceza soruşturması açılabilmesi için Mesleki Sorumluluk Kurulu'nun soruşturma izni gerekmektedir. Tıbbi uygulamadan kaynaklandığı ileri sürülen taksirle yaralama veya taksirle ölüme neden olma iddialarında bu usul güvencesi, kanunun öngördüğü temel bir hukuki korumadır.Hukuk devletinde usul kuralları şekli formaliteler değil, temel hak ve özgürlüklerin güvencesidir. Tıbbi uygulamalara ilişkin iddialarda bilimsel bilirkişi değerlendirmeleri tamamlanmadan ve yasal usuller işletilmeden uygulanan koruma tedbirleri, yalnızca ilgili sağlık çalışanlarını değil, hukuk güvenliği ilkesini de zedelemektedir.HEKİMLER RİSKLİ HASTALARA MÜDAHALEDE TEREDDÜT YAŞIYOR
Tıp, doğası gereği riskler barındıran bir bilim dalıdır. En doğru tanı ve tedavi uygulanmasına rağmen öngörülemeyen ve önlenemeyen komplikasyonlar gelişebilir. Komplikasyon ile tıbbi ihmal arasındaki ayrım ancak bağımsız ve bilimsel değerlendirmeler sonucunda ortaya konulabilir. Bu ayrım yapılmadan sağlık çalışanlarının peşinen suçlu gibi değerlendirilmesi, hem hukuka hem de tıp biliminin temel ilkelerine aykırıdır.Bu tür hukuka aykırı uygulamalar, hekimler ve tüm sağlık emekçileri üzerinde ciddi bir baskı ve endişe yaratmaktadır. Bunun doğal sonucu ise defansif tıp anlayışının yaygınlaşmasıdır. Hekimler, hukuki kaygılar nedeniyle riskli hastalara müdahalede tereddüt yaşayabilmekte, gerekli cerrahi girişimlerden kaçınabilmekte, hastaları gereğinden fazla sevk edebilmekte veya gereksiz tetkik istemek zorunda kalabilmektedir. Bu durumun en büyük zararı ise sağlık hizmetine erişen hastalara ve toplum sağlığına olacaktır.Şanlıurfa Tabip Odası olarak, olayın yaşandığı ilk andan itibaren süreci yakından takip ettik. Meslektaşımızın hukuki haklarının korunması amacıyla ilgili kurumlar nezdinde gerekli girişimlerde bulunduk, hukuki sürecin mevzuata uygun yürütülmesi için başvurularımızı gerçekleştirdik ve meslektaşımız ile ailesinin yanında olduk. Meslektaşımız özgürlüğüne kavuşuncaya kadar dayanışmamızı sürdürdük; bundan sonraki adli süreçte de kendisinin yanında olmaya devam edeceğiz.YARGI SÜREÇLERİ BİLİMSEL VERİLER VE BİLİRKİŞİ DEĞERlENDİRMELERİYLE YÜRÜTÜLMELİ
Bizler, hiçbir hekimin hukukun öngördüğü güvenceler yok sayılarak özgürlüğünden mahrum bırakılmasını kabul etmiyoruz. Aynı şekilde, hiçbir hasta yakınının da adalet beklentisinin zedelenmesini istemiyoruz. Talebimiz; yargı süreçlerinin bilimsel veriler, bilirkişi değerlendirmeleri ve yürürlükteki hukuk kuralları çerçevesinde, adil ve tarafsız şekilde yürütülmesidir.Hekimlerin hukuki güvencesi, toplumun sağlık güvencesidir. Hukukun üstünlüğünün ve bilimsel ilkelerin korunduğu bir sağlık sistemi; hem sağlık çalışanlarının hem de hastaların ortak yararınadır.''