Şanlıurfa'da bir kadının sezaryenle doğum sonrasında yaşamını yitirmesi ve ardından doktorun tutuklanması gündem oldu. Bu konuda sosyal medyada çok sayıda yorum yer aldı. Vatandaşların büyük bir bölümü Özel Hastanelerin şartlarını sorgulayıp, sağlık sistemini eleştirdi ve insan hayatına gereken hassasiyetin gösterilmediğini dile getirdi. Bu arada Şanlıurfa Tabip Odası ve Hekimler Birliğinden peş peşe açıklama geldi, tutuklama kararı eleştirildi.
HUKUKİ GÜVENCE OLMADAN SAĞLIK HİZMETİ SÜRDÜRÜLEMEZ
Şanlıurfa Tabip Odasından yapılan açıklamada, sağlık hizmetlerinde hukuki güvencenin önemine vurgu yapıldı.Doğum için Hastaneye başvuran kadının, gelişen komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybettiği vurgulanan açıklamada, adli sürecin yürütülmesine itiraz edilemeyeceği belirtildi ve şu ifadeler kullanıldı:
''Bilimsel bilirkişi raporları tamamlanmadan ve illiyet bağı kurulmadan hekimin tutuklanması; masumiyet karinesine ve ölçülülük ilkesine aykırıdır. Tıpta, önlenemez "komplikasyonlar" ile "hekim hatası" ayrımı ancak bilimsel verilerle yapılabilir. Bu tespit yapılmadan uygulanan peşin cezalandırmalar, hekimlerde çekingenlik yaratarak kritik ve acil vakalarda sağlık hizmeti sunumunu aksatacak, doğrudan toplum sağlığını tehlikeye atacaktır. Şanlıurfa Tabip Odası olarak, tutuklama kararının derhal yeniden değerlendirilmesini ve adli sürecin tutuksuz yürütülmesini talep ediyoruz.''ÖNGÖRÜLEMEYEN KOMPLİKASYONLAR GELİŞMİŞ Hekimler birliğinden yapılan açıklamada ise Şanlıurfa'da preeklampsi ve kifoskolyoz gibi ciddi ek hastalıkları bulunan yüksek riskli bir gebede sezaryen sonrası ağır komplikasyonların geliştiği belirtilerek, hasta yapılan resüsitasyonun ardından üçüncü basamak üniversite hastanesine sevk edildiği, ancak tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdiği belirtildi. Olayla ilgili soruşturma kapsamında kadın hastalıkları ve doğum uzmanının tutuklandığının anımsatıldığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
''Her hekim, hastasını yaşatmak ve sağlığına kavuşturmak için tüm bilgi, deneyim ve vicdani sorumluluğuyla mücadele eder. Buna rağmen tıbbın doğasında yer alan öngörülemeyen komplikasyonlar nedeniyle her hasta kurtarılamayabilir.Olayın teknik ayrıntıları henüz adli raporlarla netleşmemişken, ortaya çıkan sonuca bakılarak bir hekim hakkında peşinen tutuklama tedbirine başvurulması kabul edilemez.Bu yaklaşım, hekimleri ağır risk taşıyan hastaları tedavi etmekten uzaklaştıracak, savunmacı tıbbı yaygınlaştıracak ve en büyük zararı hastalar görecektir.Hiçbir hekim, yaptığı her tıbbi girişimin sonunda özgürlüğünü kaybetme endişesiyle mesleğini icra etmek zorunda bırakılmamalıdır.Hukuk sistemimiz, komplikasyon ile kusura dayalı tıbbi hatayı bilimsel kriterlerle ayırmayı esas alır.Bu nedenle iddialar karşısında tıbbi süreçler bilimsel bilirkişi incelemeleriyle tam olarak ortaya konulmalı ve de tutuksuz yargılama esası uygulanmalıdır.Adaletin yolu peşin tutuklama değil, bilim ve hukuktur.''