Eğitimciler ve psikologlara göre, çocukların büyüdüğü aile ortamı şiddet eğilimini doğrudan etkiliyor. Aile içinde şiddete maruz kalan ya da ilgisiz büyüyen çocukların, bu davranışları okul ortamına taşıyabildiği ifade ediliyor. Ayrıca sınır koyulmayan ve denetimsiz yetiştirilen çocuklarda da kontrolsüz davranışların daha sık görüldüğü belirtiliyor.
Uzmanlar, psikolojik ve duygusal sorunların da önemli bir etken olduğuna dikkat çekiyor. Öfke kontrolü eksikliği, özgüven problemleri, dışlanmışlık hissi ve travmalar yaşayan öğrencilerin, kendilerini ifade etmekte zorlandıkları için şiddete yönelebildikleri vurgulanıyor.
'Kabul görmek ve güçlü görünmek'
Akran baskısı ve zorbalık kültürünün de şiddeti tetikleyen unsurlar arasında yer aldığına işaret edilirken, bazı öğrencilerin arkadaş gruplarında kabul görmek ya da güçlü görünmek amacıyla şiddete başvurabildiği ifade ediliyor.
Öte yandan, dijital medya ve sosyal içeriklerin etkisi de göz ardı edilmiyor. Şiddet içerikli oyunlar, diziler ve videoların çocuklar üzerindeki etkisinin arttığına dikkat çeken uzmanlar, bu tür içeriklerin şiddeti normalleştirebildiğini belirtiyor.
Eğitim ortamındaki eksiklikler de şiddeti artıran faktörler arasında gösteriliyor. Kalabalık sınıflar, yetersiz rehberlik hizmetleri ve öğretmen-öğrenci iletişimindeki kopuklukların, sorunların büyümesine neden olabildiği ifade ediliyor.
'Yoksulluk, sosyal eşitsizlik ve çevresel baskılar da etkili'
Ekonomik ve sosyal koşulların da öğrencilerin davranışlarını etkilediğini belirten uzmanlar, yoksulluk, sosyal eşitsizlik ve çevresel baskıların çocuklarda stres yaratarak agresif davranışlara yol açabileceğini dile getiriyor.
Uzmanlar, okullardaki şiddetin önlenebilmesi için aile, okul ve toplumun birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgularken, özellikle rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, aile eğitimlerinin artırılması ve çocukların sağlıklı iletişim becerileri kazanmasının büyük önem taşıdığını belirtiyor.









