Ünlü Arkeolog/Yazar Nezih Başgelen'in sosyal medya hesabında paylaştığı eski Urfa Evi ile ilgili bir fotoğraf sosyal medyada gündem oldu. Başgelen, arşivi tararken bulduğu fotoğrafı, ''Şanlıurfa'da 12 Eylül Caddesinin açılışı sırasında yıkıma uğrayan tarihi doku'' başlığı altında paylaştı.
nereden böyle bir ağıtçı bulayım!Nereden böyle bir ağıtçı getireyim!Seni bu hale getirenleri lanetle, günü gelince tarih önün de bunları yargıla ki, onların neslinden gelenler belki bundan bir ders alır da geri kalanını talan etmezler''
KORUMA BİLİNCİ LÜKS DEĞİLDİR, VAR OLMA MÜCADELESİDİR
Şanlıurfalıların derdini deşen bu fotoğrafa sosyal medyada çok sayıda yorum yapıldı. Sanat Tarihçisi Cihat Kürkçüoğlu, bu evin Abdüllatif Yetkin'e ait olduğunu belirtti. 1980'li yılların başlarında Sumeydanı ve Kubbemescit sokakları genişletilip 12 Eylül Caddesi açılırken, saray güzelliğindeki bir çok ev gibi yıkıldığını anımsatan Kürkçüoğlu, yorumuna Prof. Dr. Metin Sözen'in şu sözlerini ekledi: "Kültürel miras dediğimiz şey, sadece geçmişin bir lütfu değil, geleceğimizi inşa edeceğimiz tek sağlam temeldir. Eğer biz yaşadığımız kentlerin hafızasını siler, sokaklarımızı kimliksizleştirirsek, gelecekte çocuklarımıza sığınacak bir vatan ruhu bırakamayız. Bu yüzden koruma bilinci lüks bir hobi değil, bu topraklarda var olma mücadelesidir."AH ŞEHRİM, SENİ BU HALE GETİRENLERİ LANETLE!
Fotoğrafçı Abdullah Elçi, Şanlıurfa'nın kent dokusuna zarar verenlere sitem ederken, özetle şu ifadeleri kullanıyor: ''O eski kent dokusuna ağlıyorum! Bu şehrin son yarım yüz yılda başına gelen o kötü kaderine ağlıyorum !Ah şehrim, vah şehrim!Eskiden ölü üzerine ağıt yakan ağıtçıları vardı bu şehrin, şimdi ben sananereden böyle bir ağıtçı bulayım!Nereden böyle bir ağıtçı getireyim!Seni bu hale getirenleri lanetle, günü gelince tarih önün de bunları yargıla ki, onların neslinden gelenler belki bundan bir ders alır da geri kalanını talan etmezler''









