Karahantepe kazıları bilim dünyasını heyecanlandırdı

Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, ''Kazılar, 11 bin yıl önce yeni bir toplum düzeninin nasıl inşa edildiği, tarih öncesi insanın nasıl bir yaşam sürdüğünü görme fırsatı sunuyor.. Mimari, alet teknolojileri ve nasıl bir doğal çevreye sahip olduklarını öğrenme çabası bilim insanları için heyecan verici. Burası Göbeklitepe kadar ilgi görecek''

Arkeolojik keşifler sonucunda Göbeklitepe'nin 12 bin yıllık bir dini merkez olduğu öne sürülmüş, öğrendiklerimiz tarihin bilinen akışını önemli ölçüde değiştirmişti.

Göbeklitepe, "dünyanın ilk mabedi" ve aynı zamanda "tarihin sıfır noktası" olarak anılmaya başlarken, binlerce yıl öncesinde yaşayan avcı-toplayıcı toplumların mimari, mühendislik ve zanaat gibi alanlarda sanılanın çok daha ilerisinde oldukları görüldü.

Buranın ardından Neolitik çağın en önemli yerleşim merkezlerinden bir diğeri olan Karahantepe de ismini duyurmaya başladı.

Göbeklitepe gibi Şanlıurfa'nın Haliliye ilçesinde bulunan ve tarihe ışık tutmak amacıyla kazılan 11 farklı noktayı içeren Taş Tepeler projesinin bir parçası konumundaki Karahantepe'deki kazı çalışmaları 3 yıl önce başladı.

Proje kapsamında 2022 yılında 9 alanda kazılar gerçekleştirildi.

Alan ağustos ayında ise "ören yeri" statüsüne alındı.

Şimdi akıllarda pek çok soru var. İlk sırada ise 'Karahantepe'deki buluntuların tarihin akışına ilişkin bilgileri değiştirip değiştirmeyeceği' yer alıyor.

Birçok arkeoloğa göre Göbeklitepe gibi Karahantepe de tarihi açıdan kilit bir nokta olduğundan hızlı bir şekilde dünyanın radarına girecek.

Tarihöncesi dönemin en anıtsal yapılarını barındıran Göbeklitepe'nin ardından gözlerin buraya çevrilmesiyle burası şimdiden yerli-yabancı birçok insanın ziyaret ettiği bir yer haline geldi.

Hatta dünya tarihi açısından kritik noktaların yer aldığı Netflix belgeselinin bir bölümü Göbeklitepe ve Karahantepe'ye ayrıldı. Ancak yapımda yer verilen bazı iddialar, tartışmalara neden oldu.

Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, kazılardaki son durumu, buranın Göbeklitepe gibi dünyanın ilgisini çekip çekmeyeceğini,  dikilitaşların (phallus) neyi temsil ettiği gibi pek çok soruyu yanıtladı. 

Prof. Dr. Necmi Karul'un açıklamalarından bazı satır başları şöyle: 

''2019'da başlanan Karahantepe projesi kazıları sürüyor. Ortaya çıkan kalıntılar sürprizlere açık. Burası da Göbeklitepe gibi dünyada ilgi görecek.

Karahantepe'nin en önemli özelliği günümüzden yaklaşık 11 bin yıl önce yeni bir toplum düzeninin nasıl inşa edildiği, tarih öncesi insanın nasıl bir yaşam sürdüğü, sembolizmanın bunun içinde nasıl bir yer tuttuğunu görme fırsatı sundu. Mimari, alet teknolojileri, nasıl bir doğal çevreye sahip olduklarını öğrenme çabası bilim insanları için heyecan verici..

Karahantepe'de kamusal amaçlarla inşa edildiğini düşündüğümüz, birkaç yapıdan oluşan bir kompleks açığa çıkarıldı. Bu binalar birbirinden farklı yapısal özelliklere sahip ama hiçbiri konut olarak kullanılmamış. Dolayısıyla   farklı işlevlere sahip kamusal mekanlardan bahsedebiliyoruz, bu da yapıların işleviyle ilgili birçok yeni soruyu beraberinde getiriyor.

Bu soruların başında ise Karahantepe’nin bir tapınma merkezi olup olmadığı geliyor.  Günümüzde kullandığımız anlamda bir dinin varlığından söz etmek mümkün değil ama daha sonra bir dine dönüşecek, oldukça katı ve tanımlı kuralları olan ritüellerin gerçekleştiği bir dönemden, toplumdan bahsedebiliriz. Dolayısıyla bu yapıların işlevini tanımlarken, bu ritüellerin neler olabileceğini anlamamız gerekir. Ayrıca bugün din kavaramı bir ekonominin varlığına da işaret eder oysa sözünü ettiğimiz zaman diliminde artı değere dönüşmüş bir üretimden söz edemeyiz.

Karahantepe’deki yapı kompleksinin merkezinde, 23 metre çapında, büyük bir bina bulunuyor. Burada yapı duvarının içine eşit aralıklarla yerleştirilmiş, üzerlerinde tilki, varan, leopar gibi hayvan betimleri bulunan dikilitaşlar var.

Net amacı bilinmese de bu mekanların özellikle insanları bir araya getirmek gibi bir işlevinin olduğunu düşünüyoruz. 

Dikilitaşların üstündeki hayvan motifleri çok dikkat çekici. Dikilitaşların üzerinin adeta ‘yazı tahtası’ gibi kullanılması o dönemdeki toplum için mutlaka bir anlam taşıyor. 

Ortak özellikler hayvan motifleri, bunların çeşitlilik göstermesi betimlerde hareket halinde saldırgan hayvanların resmedilmesi, toplumsal bir hafızanın varlığına işaret etse de bu çizimlerin tam olarak neyi ifade ettiği belirsizliğini koruyor. Akıllara, “Neden insanlar bir mekânı bu şekilde süslerler?” sorusu geliyor. 

Milyonlarca yıl süren avcı-toplayıcı, konar-göçer yaşamın yerini yerleşik yaşam alıyor. Yerleşik hayat insanın daha önce çevresiyle kuruduğu ilişkinin büyük ölçüde değişmesi anlamına gelir. Dönemin ilk aşamalarında insan çevresindeki diğer canlılarla daha bütünleşik bir yaşam sürmektedir; bu onun zaten bildiği, alışık olduğu bir yaşam tarzıdır. Karahantepe’nin de gösterdiği gibi bu durumun zaman içinde değişmeye başladığını görüyoruz. Yeni bir toplum düzeni inşa ediliyor ve insan da kendi kurduğu bu düzen içinde kendine yeni rol biçiyor. Başka bir ifade yerleşiklik daha fazla insan merkezli bir yaşamı beraberinde getiriyor. Yine de bunu ‘tarihin sıfır noktası’ sloganıyla açıklamak yanlış olur. Sözünü ettiğimiz şey aslında bir dönüşüm.

Karahantepe’nin en dikkat çekici mekanlarından biri de içerisinde ana kayadan yapılmış bir insan başı bulunan yapı.

Yılan, leopar, tilki gibi canlıların, diğer çağdaş yerleşimlerde olduğu gibi Karahantepe’de de en çok betimlenen hayvanlar. Heykellerin bu tür canlıların olduğu anlamına gelmiyor. İnsanın çevresindeki canlılara yüklediği anlamlar, seçilen hayvanların insan üzerinde bıraktığı etki bu heykellere yansıtılmış.

Göbeklitepe’de de Karahantepe’de de bu büyük, kamusal yapıların içlerini doldurmak için tonlarca dolguya ihtiyaç var. Budolgunun bir yerden çıkarılıp bir binanın içine taşınması, yani binaların fiziki olarak gömülmesi çok büyük bir efor gerektiriyor. Bunu da ritüelin bir parçası olarak görmek gerekir. Sadece doldurmayla yetinmiyorlar, bazı yapıları kısmen de olsa tahrip ettiklerini görüyoruz. Bu yapıların üzerine yenilerinin inşa etmemeye özen gösterdiklerini görüyoruz. Bu da orada yaşamın devam ettiğini, bu mekanlardan haberdar olup bu yapıların misyonunu devam ettirdiklerini gösteriyor. Yapıların doldurulmasını yapının değil içindeki yaşanmışlığın korunması olarak görmeyi tercih ediyorum. Dolayısıyla korunan binanın kendisinden ziyade yaşanmışlıklar ve biz arkeologlara da bu yaşanmışlıkları anlamak kalıyor.

Bölgedeki çağdaş yerleşimlerde yaşamın M.Ö. 10 binli yıllarda başladığı ve benzeri ögeleri yansıtacak şekilde 1500 yıl boyunca sürdüğü görülüyor. Bu süreçte Göbeklitepe ve Karahantepe’nin uzunca bir süre çağdaş olduğunu söylemek mümkün. Bunların birbirleriyle tümüyle örtüşüp örtüşmedikleri daha fazla kazı yapıldıktan sonra anlaşılabilir. Birbirleriyle ne kadar süre boyunca çağdaş olduklarını söylemek güç ama tüm süreç boyunca eş zamanlı kullanılan yerler olduklarını düşünüyoruz. 

Bölgenin insanın evrensel geçmişine yaptığı katkıyı anlamaya çalışıyoruz. Bu tür yapımlar yerleri popüler hale getirebilir ama yanlış bilginin yayılması daha bir büyük zarar verecektir. Söz konusu Göbeklitepe, Karahantepe olunca bizim de en çok karşılaştığımız konulardan biri bu. Bir bilim insanı olarak topluma doğru bilgi vermeyi görevimiz olduğunu düşünüyorum ancak insanlar gerçekten çok fantastik olanın peşinden gitmeyi tercih ediyorlar, birileri de bunu menfaati için kullanıyor.

Son 2 yıldır Taş Tepeler projesiyle büyük bir ivme kazanan "Anadolu Neolitik Çağ" araştırmalarında, Göbeklitepe, Karahatepe, Harbetsuvan Tepesi, Çakmaktepe, Sayburç, Sefertepe, Körtiktepe, Gre Fıla, Boncuklu Tarla gibi kazılarda bilim dünyasını şaşırtan sonuçlara ulaştık.

Günümüz dünyasının uygarlık temelleri Neolitik dönemde atılırken, bu oluşuma Türkiye coğrafyasındaki kültürlerin katkısı öngörülenin çok üstünde. Bu yeni kazılar sıra dışı sonuçlar doğuracak.''

Kaynak: Independent Türkçe

13 Ara 2022 - 13:57 Şanliurfa/ Şanliurfa- Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Urfabir Haber Ajansı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Urfabir Haber Ajansı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Urfabir Haber Ajansı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Urfabir Haber Ajansı değil haberi geçen ajanstır.